0

Can Sıkıntısından Hikayeler Uydurma Serisi - Yazı No.1

Filmde şöyle bir laf geçti: "Hayatı bir hindistancevizi olarak düşün. Dışı sert. Doğru alet edavatın yoksa ya da nasıl kıracağını bilmiyorsan işe yaramaz bir şeymiş gibi görünebilir. Ancak, nasıl kıracağını bilirsen, içindeki tatlı sıvıya ulaşabilirsin. Ama esas olay hindistancevizini kendine saklaman değil. Önce nasıl açacağını öğrenip, sonra da hindistancevizini olmayan biri ile paylaşmalısın. Böylelikle mutluluğun ne olduğunu daha iyi anlayabilirsin."

Filmi yarıda bıraktım, koştum bakkala, "Abi," dedim "hindistan cevizi ver." yokmuş. Sonra başka bakkal, sonra başka bakkal derken, 30-40. denememde buldum hindistancevizini. Aldım, geldim eve. Nasıl açılacağını da öğrendim ama alet edavat yokmuş, bi de alet edavat almaya gittim, tekrar eve geldim. Sonra başladım açmaya, sonunda da açtım. Kendime de saklamadım dediği gibi, paylaştım arkadaşlarla. Ama hani nerede lan mutluluk? Ya da bu mu mutluluk? İstemiyorum lan ben mutluluk falan. Sen uğraş didin, arkadaşların götünün üstüne otursun, sonra gel onu arkadaşlarınla paylaş, yok ya? İstemiyorum mutluluk falan o zaman (!)

İşte bu yazıyı birine okuttum, sonra dedi ki, "Oğlum o film örnek vermiş lan, mesela! demiş mal herif!" dedi. Ben de; "Hadi ya, harbi mi, nasıl anlamamışım." dedim. Dalga geçtiğimi anlamadı, sonra "Oğlum, şöyle ki..." diye başlarken vurdum ağzının ortasına yumruğu, sustuk.
Diyeceğim odur ki, şiddet bazen çözümdür, evet. Az önceki cümleyi okusa onu da anlamazdı yine döverdim ama neyse. Bunu da anlamazdı bak. Bu böyle uzar gider işte. Tamam, saçmaladığım falan ama ben çok iyi biriyim aslında, valla bak.

0 comments:

Yorum Gönder

 
Copyright © tanatofobi

The "Urban Elements" theme by: Press75.com

Blogger templates Converted into Blogger by Intro Blogger